top of page
About
Hakkımızda
.jpg

2012 yılından itibaren Türk Usul Hukuku'nun kanun yoluyla tanınmış bir parçası olan Arabuluculuk Uyuşmazlık Yöntemi çok çeşitli avantajlara sahiptir.

Arabuluculuk bir yargılama süreci değil, destekli bir müzakere olduğundan; kontrolün taraflarda olması, gizli olması, ekonomik olması, kısa sürmesi, çözüm konusunda esnek ve sonuç anlamında öngörülebilir olmasını da beraberinde getirmektedir.

   

Ekonomik ve ucuzdur; zira dava açılması gibi vekaletname, harç, tebligat, bilirkişi, tanık ve keşif gibi giderler ile vekille temsil edinilmeyecekse avukatlık ücreti, dava kaybedilmesi halinde karşı vekalet ücreti gibi maddi yükümlülükler altına girilmez. 

Hızlıdır; zira seneler süren dava süreci yerine çok daha kısa sürede bir sonuç ve kazanç elde edilebilinir.​ Dava süreci ve duruşma aşamalarındaki zaman ve emek kaybından korunulur; bilinemeyen süreç ve sonucu itibariyle etki edilemeyen 

bağlayıcı hüküm kaygısından kurtulunulur. 

 

Kesindir çünkü arabuluculuk süreci sonunda anlaşılan konularda dava açılamaz. Bununla birlikte, anlaşma konusu, icra edilebilirlik şerhi ile mahkeme ilamı gibi kesin ve bağlayıcı bir sonuç doğurabilir. Bu nedenle sadece günümüze etki etmekle kalmaz, ileride maruz kalınabilinecek iddia ve taleplere karşı savunma ve güven sağlar.

İtibar kaybetmemeyi ve mahremiyeti sağlar; zira arabuluculuk faaliyeti çerçevesindeki davet, davete cevap, bilgi, belge, kayıt, görüşme ve kararlar gizlidir, aksi kararlaştırılmadıkça paylaşılamaz; görüşmeler için hazırlanan belgeler mahkemeye sunulamaz, arabulucunun tanıklığına başvurulamaz. Mahkeme yargısında aleniyet, arabuluculuk faaliyetinde ise gizlilik esastır.

Öngörülebilinirdir çünkü ne karar çıkacağı, nasıl sonuçlanacağı, ne kadar süreceği belirli olmayan bir bilinmezlik yerine tarafların kontrolünde bir süreç ve karar alma mekanizması işletilebilinir. Bu; kurumsal yapılar için hedefe uygun pozisyon alabilme gerçek kişiler için ise kaygı ve stresten kurtulma anlamına gelir.

Uzlaşma kültürüne fayda sağlar çünkü; yargılayıcı pozisyonundaki üçüncü bir kişinin bağlayıcı hüküm kurmasına gerek olmaksızın tarafların anlaşması esasına dayanır. Mahkeme yargısında hakim, tahkimde hakem yargılayan, hüküm kuran pozisyonundadır ve etki edilemeyen bu kararlar bağlayıcıdır. Taraf kontrolü ve istenmeyen sonuca maruz kalmamak avantajı ise arabuluculuk faaliyetine özgüdür.

 

İleriye dönüktür çünkü, geçmiş sorunlar yerine ileriye bakar, çözüme odaklanırmahkeme süreci gibi ilişki zedeleyici bir süreç yerine uzlaşmaya, korunmaya değer ilişkileri gözetmeye yönelik, olası mutlak kayıp yerine taraflar için potansiyel optimum kazanç sağlamayı hedefleyen, yıkıcı değil onarıcı, negatif değil pozitif bir süreç söz konusu olur. 

 

Esnektir; çünkü tarafların üzerinde ısrarcı oldukları talepler yerine ihtiyaçlara odaklanarak; belki farkında dahi olunmayan pozisyon ve menfaatleri ortaya çıkarıp, düşünülmeyen çözümleri gündeme getirebilir ve mahkeme yargısı kararlarına göre sınırsız sayıda ve esneklikte çözüm alternatifleri sağlayabilir.

Kaybedeni yoktur; çünkü yargılama faaliyeti olmadığından üçüncü bir kişinin bağlayıcı kararı da söz konusu olmaz; anlaşma ya da anlaşmama, anlaşma olursa ise bunun şartları sadece tarafların kontrolünde olduğundan istenmeyen bir kararın alınması ve taraflara dayatılması mümkün olmaz.

Hak kaybına neden olmaz; çünkü süreç tamamen tarafların kontrolünde olduğundan istenildiği zaman sonlandırabilinir ve henüz anlaşmaya varılmamış ve usulüne uygun bir son tutanak ile arabulucu ile beraber imzalanıp arabuluculuk faaliyetinin hukuki sonuçlarını doğurmamış tüm konularda, mahkeme yargısına başvurulmak üzere dava açılabilinir. Arabulucuğa başvurmak ya da başvuruya cevap vermek tarafların dava hakkını kaybetmelerine neden olmaz, yalnızca alternatif uyuşmazlık yöntemi ile çözüm bulabilmelerine imkan sağlar.

 

Zaman anlamında avantaj sağlar; zira dava şartında arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez. Bu nedenle bir hak kaybına uğrama ihtimali olmadığı gibi usul hukuku anlamında kısıtlı sürede ihtiyaç duyulabilinecek hareket kabiliyetini de tanımış olur.

Bazı davaları açabilmeyi sağlar; zira çeşitli konularda Arabuluculuk Yöntemi'ne başvurulması dava şartı olduğundan, ilgili konuda dava açılabilmesi için mecburi olan bir önşarttır. 

Dava şartı arabuluculuk (zorunlu arabuluculuk) hakkında ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

Kural olarak gönüllülük esasına dayanan arabuluculuk süreci ülkemizde; İş, Ticaret ve Tüketici Hukuku gibi bazı alanlar için mecburi tutulmaktadır. Bu alanlarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurmak zorunludur.  

Dava şartı olan bu alanlarda arabulucuya başvurmadan dava açılması, davanın usulden red edileceği anlamına gelir. Bununla beraber başvurulan bir arabuluculuğa karşı taraf olarak katılmamanın da ciddi ekonomik sonuçları mevcuttur.

Taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulur. Ayrıca bu taraf lehine vekâlet ücretine hükmedilmez.

 

Her iki tarafın da ilk toplantıya katılmaması sebebiyle sona eren arabuluculuk faaliyeti üzerine açılacak davalarda tarafların yaptıkları yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır.

Hangi alanlarda Dava Şartı Arabuluculuk

(Zorunlu Arabuluculuk) vardır?

Ticaret Hukuku, Tüketici Hukuku, İş Hukuku ve Gayrimenkul Hukuku kapsamında çeşitli konularda zorunlu arabuluculuk vardır.

İş Davaları: 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu: Bu Kanun ile bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi ve işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade taleplerinde dava açmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması, 1/1/2018 tarihi itibariyle, dava şartı haline getirilmiştir.  

 

Ticari Davalar: 7155 sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü hakkında Kanunun 20. maddesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na eklenen 5/A maddesi ile ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı haline getirilmiştir.  

 

Tüketici Davaları: 7251 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanuna 73/A maddesi olarak eklenen hüküm ile tüketici mahkemelerine açılacak olan tüketici uyuşmazlıklarına ilişkin davalarda arabuluculuğu dava şartı haline getirilmiştir.  

Gayrimenkul Davaları: 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanun ile kiralanan taşınmazların 2004 sayılı Kanuna göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler hariç olmak üzere, kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklar, taşınır ve taşınmazların paylaştırılmasına ve ortaklığın giderilmesine ilişkin uyuşmazlıklar, 23/6/1965 tarihli ve 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunundan kaynaklanan uyuşmazlıklar, komşu hakkından kaynaklanan uyuşmazlıklara ilişkin davalarda arabuluculuk dava şartı haline getirilmiştir.  

 

 

Untitled design-5.png

Kural olarak gönüllülük esasına dayanan arabuluculuk süreci ülkemizde; İş, Ticaret ve Tüketici Hukuku gibi bazı alanlar için mecburi tutulmaktadır.

Bu alanlarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurmak zorunludur.  

4.png
Untitled design-5.png

Arabuluculuk faaliyeti yalnızca, T.C. Adalet Bakanlığı Arabuluculuk Sicili’ne kayıtlı arabulucular tarafından yürütülebilmektedir.

TK.jpg

Arabuluculuk faaliyeti, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri tüm uyuşmazlıklara dava açılmadan önce veya sonra uygulanabilir.

Mahkeme kararı gibi sonuç doğurabilmesine rağmen mahkeme yargısına göre oldukça

ekonomik, hızlı ve gizli olan süreç, tamamen

tarafların kontrolündedir.

Arabuluculuk; kişilerin, özgür iradeleriyle seçtikleri tarafsız ve uzman bir üçüncü kişinin hakemliğinde, uyuşmazlığın mahkeme dışında çözülmesi esasına dayanır.

 

Destekli bir müzakere süreci olan ve usul hukuku anlamında arabuluculuk faaliyetinin hukuki sonuçlarını doğurabilmesi için hakemliğinde uyuşmazlığın çözüldüğü bu üçüncü kişinin, T.C. Adalet Bakanlığı Arabuluculuk Sicili’ne kayıtlı bir arabulucu olması gerekir. Arabulucu; ilgili Arabuluculuk eğitimlerini tamamlamış, merkezi sınavda başarılı olmuş, mesleğinde en az 5 yıl kıdemli, üniversitelerden Hukuk Fakültesi mezunu, Adalet Bakanlığı'nın Arabulucular Siciline kayıtlı ve sicil numarasına sahip, meslek kurallarına uymakla yükümlü ve yaptırımlarına bağlı olan gerçek kişilerdir.

TK_edited.jpg
Arabuluculuk
TK
TK.jpg

Arabuluculuk faaliyeti, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri tüm uyuşmazlıklara dava açılmadan önce veya sonra uygulanabilir.

Mahkeme kararı gibi sonuç doğurabilmesine rağmen mahkeme yargısına göre oldukça

ekonomik, hızlı ve gizli olan süreç, tamamen

tarafların kontrolündedir.

Arabuluculuk; kişilerin, özgür iradeleriyle seçtikleri tarafsız ve uzman bir üçüncü kişinin hakemliğinde, uyuşmazlığın mahkeme dışında çözülmesi esasına dayanır.

 

Destekli bir müzakere süreci olan ve usul hukuku anlamında arabuluculuk faaliyetinin hukuki sonuçlarını doğurabilmesi için hakemliğinde uyuşmazlığın çözüldüğü bu üçüncü kişinin, T.C. Adalet Bakanlığı Arabuluculuk Sicili’ne kayıtlı bir arabulucu olması gerekir. Arabulucu; ilgili Arabuluculuk eğitimlerini tamamlamış, merkezi sınavda başarılı olmuş, mesleğinde en az 5 yıl kıdemli, üniversitelerden Hukuk Fakültesi mezunu, Adalet Bakanlığı'nın Arabulucular Siciline kayıtlı ve sicil numarasına sahip, meslek kurallarına uymakla yükümlü ve yaptırımlarına bağlı olan gerçek kişilerdir.

TK.jpg

Arabuluculuk faaliyeti yalnızca, T.C. Adalet Bakanlığı Arabuluculuk Sicili’ne kayıtlı arabulucular tarafından yürütülebilmektedir.

Arabulucuğun Avantajları
IMG_6440_edited_edited.png
IMG_8607.heic

Arabuluculuk; kanun yoluyla tanınmış 

bir alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemidir.   

TK.jpg

Arabuluculuk'ta kaybeden olmaz; kazan-kazan ilişkisi mevcuttur.

TK.jpg

Süreç, tamamen tarafların kontrolünde olduğundan istenilmeyen bir sonuca maruz kalma ihtimali bulunmamaktadır. 

Arabuluculuk yöntemi, usul hukuku ve hukuki sonuçları açısından bir çok avantaja sahiptir.

Arabuluculuk bir yargılama süreci değil, destekli bir müzakere olduğundan; kontrolün taraflarda olması, gizli olması, ekonomik olması, kısa sürmesi, çözüm konusunda esnek ve sonuç anlamında öngörülebilir olmasını da beraberinde getirmektedir.

   

Ekonomik ve ucuzdur çünkü; dava açılması gibi vekaletname, harç, tebligat, bilirkişi, tanık ve keşif gibi giderler ile vekille temsil edinilmeyecekse avukatlık ücreti, dava kaybedilmesi halinde karşı vekalet ücreti gibi maddi yükümlülükler altına girilmez. 

Hızlıdır çünkü seneler süren dava süreci yerine çok daha kısa sürede bir sonuç ve kazanç elde edilebilinir.​ Dava süreci ve duruşma aşamalarındaki zaman ve emek kaybından korunulur; bilinemeyen süreç ve sonucu itibariyle etki edilemeyen 

bağlayıcı hüküm kaygısından kurtulunulur. 

 

Kesindir çünkü anlaşılan konularda dava açılamaz. Bununla birlikte, anlaşma konusu, icra edilebilirlik şerhi ile mahkeme ilamı gibi kesin ve bağlayıcı bir sonuç doğurabilir. Bu nedenle sadece günümüze etki etmekle kalmaz, ileride maruz kalınabilinecek 

iddia ve taleplere karşı savunma ve güven sağlar.

Mahremiyeti ve itibar kaybetmemeyi sağlar çünkü; arabuluculuk faaliyeti çerçevesindeki davet, davete cevap, bilgi, belge, kayıt, görüşme ve kararlar gizlidir, aksi kararlaştırılmadıkça paylaşılamaz; görüşmeler için hazırlanan belgeler mahkemeye sunulamaz, arabulucunun tanıklığına başvurulamaz. Mahkeme yargısında aleniyet, arabuluculuk faaliyetinde ise gizlilik esastır.

Öngörülebilinirdir çünkü ne karar çıkacağı, nasıl sonuçlanacağı, ne kadar süreceği belirli olmayan bir bilinmezlik yerine tarafların kontrolünde bir süreç ve karar alma mekanizması işletilebilinir.

Bu; kurumsal yapılar için hedefe uygun pozisyon alabilme

gerçek kişiler için ise kaygı ve stresten kurtulma anlamına gelir.

Uzlaşma kültürüne uygundur çünkü; yargılayıcı pozisyonundaki üçüncü bir kişinin bağlayıcı hüküm kurmasına gerek olmaksızın tarafların anlaşması esasına dayanır. Mahkeme yargısında hakim, tahkimde hakem yargılayan, hüküm kuran pozisyonundadır ve etki edilemeyen bu kararlar bağlayıcıdır. Taraf kontrolü ve istenmeyen sonuca maruz kalmamak avantajı ise arabuluculuk faaliyetine özgüdür.

 

İleriye dönüktür çünkü, geçmiş sorunlar yerine ileriye bakar, çözüme odaklanırmahkeme süreci gibi ilişki zedeleyici bir süreç yerine uzlaşmaya, korunmaya değer ilişkileri gözetmeye yönelik, olası mutlak kayıp yerine taraflar için potansiyel optimum kazanç sağlamayı hedefleyen, yıkıcı değil onarıcı, negatif değil pozitif bir süreç söz konusu olur. 

 

Esnektir; çünkü tarafların üzerinde ısrarcı oldukları talepler yerine ihtiyaçlara odaklanarak; belki farkında dahi olunmayan pozisyon ve menfaatleri ortaya çıkarıp, düşünülmeyen çözümleri gündeme getirebilir ve mahkeme yargısı kararlarına göre sınırsız sayıda ve esneklikte çözüm alternatifleri sağlayabilir.

Kaybedeni yoktur çünkü yargılama faaliyeti olmadığından üçüncü bir kişinin bağlayıcı kararı da söz konusu olmaz; anlaşma ya da anlaşmama, anlaşma olursa ise bunun şartları sadece tarafların kontrolünde olduğundan istenmeyen bir kararın alınması ve taraflara dayatılması mümkün olmaz.

Hak kaybına neden olmaz çünkü süreç tamamen tarafların kontrolünde olduğundan istenildiği zaman sonlandırabilinir ve henüz anlaşmaya varılmamış ve usulüne uygun bir son tutanak ile arabulucu ile beraber imzalanıp arabuluculuk faaliyetinin hukuki sonuçlarını doğurmamış tüm konularda, mahkeme yargısına başvurulmak üzere dava açılabilinir. Arabulucuğa başvurmak

ya da başvuruya cevap vermek tarafların dava hakkını kaybetmelerine neden olmaz, yalnızca alternatif uyuşmazlık yöntemi ile çözüm bulabilmelerine imkan sağlar.

 

Bununla beraber dava şartında arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez.

Bu nedenle bir hak kaybına uğrama ihtimali olmadığı gibi usul hukuku anlamında kısıtlı sürede ihtiyaç duyulabilinecek hareket kabiliyetini de tanımış olur.

Buna rağmen mahkeme yargısı gibi kesin sonuç alınabilen arabuluculuk faaliyeti, çok sayıda avantaja sahiptir.

Arabuluculuk yöntemi, toplumsal uzlaşma kültürüne de katkı sağlamaktadır. 

Dava Şartı Arabuluculuk
IMG_6610_edited.jpg

Kural olarak gönüllülük esasına dayanan arabuluculuk süreci ülkemizde; İş, Ticaret ve Tüketici Hukuku gibi bazı alanlar için mecburi tutulmaktadır.

Bu alanlarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurmak zorunludur.  

Dava şartı olan bu alanlarda arabulucuya başvurmadan dava açılması, davanın usulden red edileceği anlamına gelir. Bununla beraber başvurulan bir arabuluculuğa karşı taraf olarak katılmamanın da ciddi ekonomik sonuçları mevcuttur.

Taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulur. Ayrıca bu taraf lehine vekâlet ücretine hükmedilmez.

 

Her iki tarafın da ilk toplantıya katılmaması sebebiyle sona eren arabuluculuk faaliyeti üzerine açılacak davalarda tarafların yaptıkları yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır.

Arabuluculuk süreci ile ilgili daha ayrıntılı bilgiye internet sitemizden ulaşabilirsiniz.

TK.heic
TK
Ofisimiz
Merkezimiz
Bize Ulaşın
TK.heic

Yaşadığınız uyuşmazlık konusunun arabuluculuğa elverişli olup olmadığını,

dava şartı kapsamında kalıp kalmadığını,

arabuluculuğun hukuki sonuçlarının neler olduğunu uzman bir arabulucuya danışmak

ve arabuluculuk sürecini başlatmak için

bize ulaşabilirsiniz.

bize ulaşın

Bize ulastiginiz icin tesekkur ederiz.

Ekibimiz en kisa surede size geri donus saglayacaktir.

TK
İletişim
bottom of page